Kişisel marka, bireylerin online veya offline dünyada kurduğu tüm ilişkilerde karşı tarafta bıraktığı izlenimdir. Kısaca tanımlamak gerekirse; kişisel marka, insanların zihninde yarattığınız algı, duygu ve değerlerin toplamıdır.
Bir odaya girdiğinizde veya bir e-posta gönderdiğinizde, karşınızdaki kişiye sessizce verdiğiniz bir söz vardır. İşte bu söz, sizin markanızdır. Jeff Bezos'un dediği gibi; "Kişisel markanız, siz odadan çıktıktan sonra insanların hakkınızda söyledikleridir."
Tıpkı bir süpermarket rafındaki ürünler veya dünyaca ünlü şirketler gibi, insanlar da birer markadır. Bir ürünü satın alırken aslında o markanın size vadettiği "duyguyu ve güveni" satın alırsınız. İnsan ilişkilerinde ve iş dünyasında da mekanizma aynı işler.
Algıyı yöneten, tercihleri de yönetir.
İnsanların bir proje için sizi seçmesi, terfi ettirmesi veya sizi takip etmesi, tamamen yarattığınız bu algı doğrultusunda gerçekleşir. Güven ve inanç, modern dünyadaki en geçerli para birimidir.
Kişisel marka bir "durum" ise, kişisel markalaşma bir "eylem" ve süreçtir.
Kişisel markalaşma; kariyer hedeflerinize ulaşmak için güçlü yanlarınızı, uzmanlığınızı ve değerlerinizi stratejik bir şekilde ortaya çıkarma sanatıdır. Hedeflediğiniz pazarda sadece "bilinen" değil, "talep edilen" kişi olmanızı sağlar.
Bu kavram sıkça yanlış anlaşılabilmektedir. Kişisel markalaşma;
Aksine; olduğunuz kişiyi, yeteneklerinizi, vizyonunuzu ve dünyaya kattığınız değeri, doğru hedef kitleye, doğru kanallardan en samimi haliyle aktarmaktır.
Güçlü bir kişisel marka stratejisi, kariyer yolculuğunuzda direksiyonun başına geçmenizi sağlar. Rakiplerinizden sıyrılmak, değerinizi kanıtlamak ve fırsatları kendinize çekmek için kullanabileceğiniz en etkili güç, kendi isminiz ve itibarınızdır.